Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Alevi ve Bektaşi Ocakları mensubu 44 dede ve ocak temsilcisi, Yavuz Sultan Selim ve İdris-i Bitlisî göndermeleriyle alevlenen tarihsel hafıza tartışmasında “Alevi Aydınlar Bildirgesi”ne yayımladıkları ortak deklerasyonla destek vererek kalıcı barışın tarihsel acıların ve toplumsal hafızanın tanınmasıyla mümkün olacağını vurguladı.
Son dönemde Kürt meselesinin çözümüne dair yürütülen tartışmalarda, 16. yüzyıldaki Yavuz Sultan Selim ve İdris-i Bitlisî ittifakına yapılan tarihsel göndermeler Alevi kamuoyunda derin bir rahatsızlık yarattı. 31 Ağustos’ta 53 Alevi aydın, siyasetçi ve akademisyenin imzasıyla yayımlanan bildiride, yüz binlerce Alevinin katledildiği bu tarihsel sürecin bir “barış ve kardeşlik modeli” olarak sunulması “tarihsel ve kanlı bir ittifakın canlandırılması” olarak nitelendirilmişti. Tartışmaların ardından Alevi ve Bektaşi Ocakları mensubu 44 dede, yol önderi ve ocak temsilcisi ortak bir açıklama yaparak aydınların dile getirdiği endişeleri paylaştıklarını ve bildirgedeki talepleri daimi barış adına desteklediklerini ilan etti.
Hızır Şamut Baba, Sultan Sinemilli, Ağuiçen, Şah İbrahim Veli, Kureşan, Baba Mansur, Güvenç Abdal ve Derviş Cemal gibi Alevi inancının köklü ocaklarına mensup isimlerin imzaladığı açıklamada, konunun yalnızca geçmişe dair akademik bir tartışma olarak değerlendirilmemesi gerektiği belirtildi. Yapılan ortak açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Biz, aşağıda imzası olan Alevi ve Bektaşi Ocakları mensupları olarak 31.08.2026 tarihinde yayınlanan Alevi Aydınlar Bildirgesi’ndeki haklı endişeleri paylaşıyor, bildirgede ifade edilen talepleri daimi bir barış, huzur ve kardeşlik için destekliyoruz.”
Ocak temsilcileri, kalıcı ve toplumsal bir barışın geçmişte yaşanan travmaları ve katliamları yok sayarak kurulamayacağını, aksine laiklik, eşit yurttaşlık ve evrensel hukuk ilkeleri temelinde inşa edilmesi gerektiğini vurguladı.
Sürecin siyasi boyutunda ise DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan’ın bildiriye imza atan aydınlara yönelik sert eleştirileri tartışmayı farklı bir boyuta taşıdı. Bakırhan katıldığı bir televizyon programında, bildiriyi imzalayan eski bakan ve milletvekillerini hedef alarak, söz konusu açıklamanın yeni süreci “sabote ettiğini” ileri sürmüş ve “Sokaktan alıp getirip milletvekili yaptığımız isimler var; Kürtler seni Alevi olduğun için bakan yaptı” şeklinde ifadeler kullanmıştı.
Bakırhan’ın bu çıkışı Alevi kamuoyunda ve siyaset dünyasında “üstenci ve aşağılayıcı bir dil” olarak değerlendirilerek büyük tepki topladı. Eleştirilerin odağı haline gelen Bakırhan, daha sonra yaptığı düzeltme açıklamasında “sokaktan getirmek” ifadesinin amacını aştığını ve yanlış anlaşıldığını savundu. Amacının kimseyi küçümsemek olmadığını belirten Bakırhan, Alevilerin partinin misafiri değil kurucu ana damarlarından biri olduğunu ifade etti.
Alevi Ocak mensuplarının vermiş olduğu bu güçlü destek, Yavuz Sultan Selim ve İdris-i Bitlisî ittifakına dönük tepkilerin yalnızca birkaç siyasetçi veya aydınla sınırlı olmadığını, Alevi toplumunun inanç önderleri ve ocak yapıları nezdinde de derin bir tarihsel travmaya dayandığını bir kez daha ortaya koydu. Bildirgeye imza atan dedeler ve ocak temsilcileri, toplumsal barışın ancak tarihsel gerçekliklerin kabul edilmesi ve adalet anlayışının sağlanmasıyla mümkün olabileceğini ifade ediyor.
Kaynak: HABER MERKEZİ